Dikkatli olmamız lazım!

1. Dünya Savaşında Rusya’nın Doğu Anadolu’dan çekilmesinin sebebini biliyor musunuz? Bolşevik isyanı! Çarlık devriliyor, orduda ne kadar zıt görüşlü rütbeli varsa görevden alınarak ya idam ediliyor ya Sibirya’ya sürülüyor. Demem o ki, bir ordunun rütbelilerini görevden aldığınız zaman o kurumun gücünü ciddi bir şekilde zayıflatmış olursunuz.

Türkiye’nin kurumları yıpratılıyor, ne kadar yetişmiş eleman varsa biçiliyor. Sıradan halk kitleleri bu işi çok hafife alıyor. Şimdi değil, ileride neler kaybettiğimizi anlayacağız. Gene Rusya’dan örnek vereceğim: Komünizm yıkılınca ne oldu o bilim adamlarına, o doktorlara, mimarlara, mühendislere? Komünist Rusya, ABD ile kafa yarıştırıyordu. Sanayide, bilimde, teknolojide, nükleer enerjide.. Ne oldu? Şu an bina bile yapamıyorlar. Bunun sebebi ne? İnanç Krizi olabilir mi? Kolay değil. İnandığınız bütün değerler iflas ediyor. Sistemle birlikte toplum da çöküyor. Toplumsal travmaların tedavisi on yıllar, belki asırlar sürer.

Fethullah Gülen denen şerefsiz Türkiye’ye çok büyük zarar verdi. Bu zararın ne çapta olduğunu önümüzde ki 10 yılda anlayacağız. Adam resmen genele hakim olan seviyeyi düşürdü. Genel seviyenin yükselmesi öyle kolay iş değil. Örneğin kurumların her bir pozisyonunda niteliksel bir çıta vardır. Bu çıta, bir sonraki gelen görevlinin seçilmesinde belirleyicidir. Örnek veriyorum, bir memurun yerine yenisi getirilirken bir önce ki memur bir bakıma ölçü olur. Yeni gelenin hataları, bir öncekine doğal olarak kıyas edilir. Bu ruh bütün kurumlarda doğal olarak işler ve kendi kendisini geliştirir. Bu yüzden gelenek denen şeyin tutulması mühimdir. Bugün Türkiye’nin bir Subayı, Afganistan’ın bir Generali gibiyse bunun tek sebebi orduda ki geleneğin korunuyor olmasıdır. Gelenek muhafaza ediliyorsa bu çıta düşmüyor, yükseliyor.

Şu an bu çıta, Türkiye’nin bütün kurumlarında birkaç çetele aşağı indi. Bu neyi etkiler? Neyi etkilemez ki! Bu, konuşulan Türkçenin seviyesinden tutun iş sorumluluğuna; üretim kalitesinden kamu düzenine kadar her alana yansır. Size tuhaf gelebilir, sokakta yürüyen serseriye kadar yansır bu…

Bu kadroların yerini kimler dolduracak? İmam hatip okullarının müfredatına bakıyorum, kasabalı kapasitesini geçmeyen insan tipi yetiştirmeye ayarlanmış. Bu tip eğitim modelleri Afganistan ve Kazakistan gibi ülkelerde zaten var. İçeriği farklı olabilir lakin kalıbı aynı!..

… Bu noktaları görünce ciddi ciddi endişeleniyorum. Erdoğan’ı destekliyor ve Allah için seviyorum. Ara ara öfkeleniyor olmam buna binaendir. Cesur, kararlı, dik duran bir karaktere sahip. Bu duruşun ”oldurma” gücü vardır ama neyi oldurma? Bu duruş, eğer enli boylu evrensel bir medeniyet fikrini anlamış olup buna hizmet etmiyorsa olacak tek şey kendisini tatmindir. Enli boylu medeniyet fikri içinde estetik ve diyalektik vardır. Felsefe üretmeden bu olmaz. Toplum kendi normunu bulacak, ardından formunu üretmeye geçecek. Kendine has orijinal çizgisi olacak ve bu sokağından evinin eşyasına kadar hakim olacak. Toplumsal paradigmalar üretecek, kavramlarını anlamlandıracak, sınama yanılma ile her birini berraklaştıracak; ve bütün bu süreçlerin sonunda bir tarz gelişecek. Bu medeniyetin mensupları fert fert bunu bünyesinde parıldatacak. ”Medeniyet fikri” dendiği vakit bunlar akla gelmeli. Biz bu yola daha adım bile atmadık. Gerek duyuyor muyuz, ondan bile şüpheliyim! Bu gibi şeylerde talep beklenmez, yapılır. İzah edersin, o talep oluşur. Metotları vardır!

Türkiye’de bilgi, bilim, fikir, felsefe ve kaliteli tasavvurlar üretilmiyor. İlginç bir şekilde her yere tuhaf bir kasabalılık hakim; şehir medeniyeti hakim değil şu an! Şehir ne demek, köy nedir, bilmiyoruz. Bilseydik köylerimizi kasabaya dönüştürmezdik. Bakın köylerimizin hepsi yok oldu, çünkü bilmiyoruz. Felsefesini, bilimini, yerini, ilmini, fonksiyonunu, estetiğini ve diyalektiğini bilmiyoruz. O derece bilmiyoruz ki bilmediğimizi bile bilmiyoruz. Sorun bu, ama her alanda bu var! Bilmediğini bilmemek. Bu çok tehlikeli bir şey! Tehlikeli oluşunun sebebi; bunları bilenlere ”kibir” yaftası vuracak kadar kibirli bir cehalet oluşundan ötürüdür. Bileni sevmez, atar. Kendisi gibi bilmeyenlerin içinde huzur bulur!

Zamanı ve imkanları israf ediyoruz. Ne fırsatlar kaçıyor şu an bir bilseniz! Bu kadar güç ve imkân varken bunu değerlendirmemek çok büyük vebal; ve bu tip imkanlar 100 yılda 1 gelir..

………….

ABD’li general gelince 15 Temmuz olayları ile ilgili küçük bir görsel izletmişiz. Herif, ”bunu sizden başkası yapamazdı, Türk milleti büyüktür” demiş! ABD’li general besbelli çocuk kandırıyor. Duymak istediğimiz şeyi söylemiş. Somalili çocuğa çikolata veren tipik bir coni tavrı!

…………..

Fethullah Gülen baktı beddualarını Allah kabul etmedi, salya sümük ağlayarak küresel güçlere yalvarmaya başladı; Türkiye’ye müdahale edin, ne olur! Ne oldu Sayın(!) Gülen? Görülen o ki Allah’tan umudu kesmişsin! Cemaatin tabanı senden umudunu keserse hak yerini bulur!..

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: